Berna Müldür ile Uranyen Astrolojiyi keşfedin! Yıldız haritası analizi, astroloji eğitimi ve danışmanlık hizmetleriyle kendinizi tanıyın, geleceğinize yön verin.
Bildirimler
Tümünü temizle

HEDEFE ULAŞMANIN GÖRÜNMEYEN YASALARI

1 Gönderiler
1 Üyeler
0 Reactions
68 Görüntüleme
Eminebaran
(@eminebaran)
Sağlam Üye
Katılım : 2 ay önce
Gönderiler: 22
Konu başlatıcı  

HEDEFE ULAŞMANIN GÖRÜNMEYEN YASALARI

Bizi hedefe götürecek planlarımız çok önemlidir…
Kimi zaman bir saat mekanizmasının çarkları gibi kusursuz işler; kimi zamansa görünmez bir el dokunmuşçasına dağılır, suya düşer. Hedefe varamayız; hayal kırıklığı içimize çöker. Bazen gecikiriz; bekleyiş bize bezginlik armağan eder. Bazen de hedefe ulaşsak bile ödediğimiz bedel o kadar ağırdır ki, “Buna değer miydi?” sorusu zihnimizde yankılanır.

Bir hedefin gerçekçi ya da ütopik oluşu, büyüklüğü ya da küçüklüğü… Hepsi o hedefe giden yolu doğrudan şekillendirir. Orta ve uzun vadeli, özenle seçilmiş bir amaca doğru ilerlerken kişisel gelişimin sunduğu pek çok yöntem devreye girebilir; fakat hepsinin üzerinde, genellikle sessizce duran bir sır vardır:

YARADILIŞ AMACINLA VE HAKİKATİNLE HİZADA OLAN HEDEFLER, EVRENİN MUSLUĞUNU AÇAR.
O HEDEFLERE GİDEN YOL DAHA HIZLI, DAHA KOLAY VE DAHA BEREKETLİ AKAR.

Dünyaya geliş amacınla uyumlu hedefler belirlediğinde, attığın her adım doğal bir akışa kavuşur. Planların seni taşır, yormaz. Fakat ego, benlik, şartlanma ve zihinsel gürültülerle şekillenmiş hedefler zorlar; kapıları yüzüne kapatır, seni sürekli sınar. İlerlersin belki, ama adımların ağırlaşır, çaban ikiye katlanır. Çünkü kendi hakikatinden, kendi “PIN kodundan” uzaklaştığın her seçim; kapalı kapılar, tıkalı yollar ve bitmeyen sınavlarla karşına çıkar.

Bu, elma olmak üzere yaratılmış birinin kendini armut sanması gibidir.
İkisi de meyvedir; benzerlikleri vardır. Ancak biri elmaysa, ne kadar uğraşırsa uğraşsın tam bir armut olamaz. Üstelik kendi elmalıktan da uzaklaşır; ikisi arasında sıkışıp kalır. Ürettiği değer görünmez olur, potansiyeli soluklaşır.

Ve işte insana en büyük bedeli ödeten durum da budur:Kendin olamamanın pişmanlığı.Kendini bilmek, yaratılış amacını anlamak…Aslında hayatın tüm kapılarını açan anahtar budur.
Bunu kavradığında; başarı, bereket, huzur ve varlık bilinci kendiliğinden akar.

Şimdi tekrar planlara dönersek:
Planların kolay yürümesi, kapıların ardı ardına açılması, hayatın seni desteklemesi için en temel kural; hakikatine uygun hedefler koymak ve o hedefler uğruna plan-program yapmaktır. Bilimin ve zihinsel tekniklerin desteklediği yöntemlerle birleştiğinde, ulaşamayacağın hedef yoktur. Danışanlarımda da, kendi deneyimlerimde de bunu defalarca gördüm.

Bilinç çalışmaları sırasında yaratılış amacınla hizalanmış bir planın, korkuya ve kaygıya rağmen nasıl kendiliğinden gerçekliğe dönüştüğüne şahit olmak… İşte bu, mucizenin tam karşılığıdır.

Her insan dünyaya belirli kodlarla gelir.
Kimimiz siyahı sever, kimimiz beyazı…
Ama günümüz dünyasında “aynı olma” baskısı, insanı kendi özünden uzaklaştırıyor. Toplumdan kopmamak, kabul görmek ya da onaylanmak uğruna farklılıklarımızı gizliyoruz.
Ve sonunda başkalarının kopyası hayatlar sürmeye başlıyoruz.

Oysa Yaradan bize o benzersiz kodları; kaderimizi özgün bir rotada yaşayalım, hedeflerimiz ve adımlarımız özgün olsun diye verdi.Kendi koduna uygun hareket eden için sistem ışıklarını yakar.
Yoldan sapan için ise kırmızı ışıklar, engeller ve uyarılar devreye girer.
Elmayken “armutluk” yapmaya çalışan insan, sonunda sağlıkla, yoklukla, çöküşle ya da büyük kayıplarla bedel öder. Çünkü sistem bunu sabırla hatırlatır:“Sen başka bir şeysin.”

Peki ne yapmalı?

Gerçekleşmeyen planın, aslında gerçekleşmesi gereken şeylere yer açtığını fark ederek başlamak gerekir.
Bir şey olmuyorsa, oluyor olması gereken bir şey vardır.Elma sepetindeysen, armutları önce hayatından çıkarmalısın.Sonra durup düşünmeli, potansiyellerini ve yaratılış amacını netleştirmeli…Ardından hedeflerini gözden geçirip plana başlamalısın.

Plan yapmanın incelikleri —zamanlama, hizalanma, niyet, akış— bir sonraki yazımın konusu olacak.Ancak şunu eklemeden bitiremeyeceğim:Yaradan’ı arkana aldığın ve hakikatinle hizalı olduğun her iş mutlaka hedefine ulaşır.
Peki Yaradan seni en çok ne zaman destekler?Bu dünyaya gönderilme nedenini gerçekten anladığında…

Bu anlayış kitabi bir bilgi değil;
kalbe düşen, ilhamla dolan, önünde durulamaz bir idrak hâlidir.O zaman ego çekilir, hakikat konuşur.Ve işte o anda duyarsın:“Sen çekil aradan; gelsin Yaradan.”

Neden buradasın?
Hangi özelliklerin sende baskın?

Onları kabul edip merkezine aldığında ve bu merkezden hedef-plan-program kurduğunda;zafer artık bir ihtimal değil, bir sonuçtur.



   
Alıntı
Paylaş: